"Yara beyanı" olarak da okunabilecek "Gece" romanı daha başında, okuru, "ölü beden" ile "canlı bir beden"in hikâyesi üzerinden gerçeküstü bir mecra dolayımıyla Sofokles'in ünlü Antigone tragedyasına kadar götürüyor. Ama sonrasında "çıplak gerçekleri" okurun yüzüne "şak" diye vurarak, belki bir "yüzleşme" ihtimalini murat ediyor. Ulus-devletler, kendi ölülerini kutsayıp ölümü ulusal kimlik inşasının ayrılmaz bir parçası olarak kurarken, "ötekilerin" ölü bedenlerinin "anlam ve değere" dönüşmesini ...